Gezimize Ege yollarında kaldığımız yerden devam ederken, her gün yeni bir şeyler öğrenip yeni tecrübeler ediniyoruz. Bugün önce Urla' da kısa bir tur attıktan sonra, sonunda İzmir içlerine ulaştık. Tamam güzel şehir. Kordon falan güzel mekanlar, harbi. Ancak İstanbul'dan da o kadar farklı değil yahu bu şehir. Yine trafik, yine pis hava falan derken ben kendimi gayet Kadıköy' de hissettim yani. Tabi yine yol boyunca uzanan palmiye ağaçları, her yerde gezinen faytonları ile daha bir tatil şehri havası var burada; ancak dediğim gibi İzmir, küçük bir İstanbul'dur.
Bugünün en önemli mevzusuna gelirsek, Mü'nün babamla tanışmasıydı. Çok uzun zamandır bu kadar stres olmamıştım. Kim bilir sevgili Mü neler hissetti? Çünkü babam Lily' nin 'benim için öldün' bakışlarını güneş gözlüğünün arkasından bile hissettirebiliyordu. Belki Mü' yü orta okul yıllarımdan hatırladı da ondandı bu suratsızlığı. Hani orta son zamanları, benim Mü' ye yoğun ilgim olduğu zamanlar, pek sevgili babamın sevgili günlüğümü okuması sonucunda bu ilgiyi öğrenmiş olmasından dolayıdır belki, dedim. Ama bilemedim.
Neyse annem, babam, kardeşim ve Mü ile oturup hep beraber kahve içmek de harbi ilginçti. Mü ile babama oynadığımız oyun biraz canımızı sıksa da günü belasız atlattık. ( Babam Mü ile bilinçli görüştüğümüzü değil de, tesadüf eseri karşılaştığmızı sanmaktaydı. Eğer biraz daha rahat bir insan olsaydı kendisi, böyle oyunları yemek zorunda kalmayacaktı tabi, neyse.)
İzmir' de gezinirken ispanyolca konuştuklarını duyduğum iki kadını, küçük bir çocuk gibi sevinçle "Bakk babaaaaa ispaannyooll!" diye gösterince babam kadınlara dönüp "Holaa!" diye bağırdı. Canım babamın tek istediği benim pratik yapmamdı. Kadınlarla birlikte ben de bir hayli şaşırdım; ancak onlara ispanyolca bildiğimi babamında sırf ben pratik yapayım diye onlarla konuşmamı istediğini anlattım. Canım ispanyollar pek bir sevgiyle karşıladılar bu durumu, bir süre muhabbet ettik ve ispanyolcamın iyi olduğunu söyleyip beni oldukça mutlu ettiler.
Ayrıca bugün en sanat sever ve bana fotoğrafçıklıkla ilgili laf atan adamla tanıştım. Annemle babamın fotoğrafını çekerken ben, süratle yanımdan geçen arabadaki adam "Ah benim de fotoğrafımı sen çekeydin!" deyince, "Gel çekerim hacı istediğin fotoğraf olsun yea." demek istedim ama demedim. İzmirmiş İstanbulmuş, önemli olan insanlık be anam.
Uzun mu uzun yorucu mu yorucu bir İzmir günü ardından, yarın öğleden sonra buradan da yola çıkıp kendimizi Ayvalık yollarına vuruyoruz. Orada da bir süre takılacağız sanırım. Ben sevdim bu tatil işini lan! Dönesim yok inanın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder