Bazen can çeker, beyin susar.
Ruh çeker, mantık söner.
Kalp çeker, dünya durur.
...
Sonrası iyilik, sağlık be güzelim. Değişen pek bir şey olmuyor şu boktan hayatlarımızda hani.. Kaldığımız yerden devam ediyoruz saklambaçlarımıza, köşe kapmacalarımıza ve kovalamacalarımıza.
Birbirimizi kullanmayı da iyi biliyoruz bu arada. Canımız sıkılmasın diye, yeni heyecan arayışları içerisinde sadece oyalıyoruz birbirimizi, ne güzel!
Sanki bir tatminsizlik denizi var ve o denizde biz sürekli derine yüzüyoruz.. İnsanlar, günler, yıllar, mekanlar, hediyeler, içki, sigara, yemek.. Lan hiçbir şeyden mi zevk alamaz duruma gelir insan? Bu kadar mı öldük, bu kadar mı kaybettik kendimizi? Bu kadar mı kıymet bilmez insan? İnsan, insanı bu kadar mı harcar? Pişman olacağız, çok pişman. "Ben demiştim." demeyeceğim bu sefer sana. Çünkü aslında ben dememiştim, sadece demiş rolü yapıyordum. Laf aramızda iyi rol yaparım. Aynı anda seni sevip senden nefret ettiğime inanırsın. İntihar ettiririm ben sana, farkına varmazsın.
Evet, ben demiş rolü yapıyordum. Ben 'doğru' ları söylerim, olması gerekeni yaşıyormuş gibi yapıp bir sürü suç işlerim beynimde. Çalarım, soyarım, öldürürüm ve ihanet ederim. Oysa hep 'doğru' lar çıkar dudaklarımdan; çünkü seni üzmek istemem ben. Gerçi biliyorum, sen beni tanırsın, sen benim ağzımdan çıkanları değil de çık(a)mayanları bilirsin, eminim.
Kavramlar yaratmışım kafamda, belli tanımlar uydurmuşum. Kendimi her gece başka bir tanım içine sokmuşum sonra. Sen benim tanımlarıma uymadığında ben sana cezalar verdirmiş, kelleni kestirmişim bir milyon defa, hiç usanmadan. Sonra sen beni aforoz ettirmişsin bir kerede.
İşte sonra olanlar olmuş;
Canım seni çekmiş, beynim susmuş,
Ruhum seni çekmiş, mantığım sönmüş,
Kalbim seni çekmiş, dünya durmuş.
Son.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder