Bütün gün derslerde not alırken başlarına 19ekim2010 diye tarih attım bugün, dün de 18ekim2010 diye atmıştım; meğer dün 19u bugün 20siymiş. Aklım o kadar gitmiş siz anlayın.
Öyle bir sarhoş olayım ki gerçekten ayılmayayım bir daha. Canım içmek ister, başım dönsün ister, uçayım ister, bu can neler ister neler..
Evde yalnız kalınca aklıma hep yaramazlık yapmak geliyor. Ben de geçen pazar evde kimse yok diye salondaki içki dolabını karıştırıverdim biraz. Karabiberli votka yı görünce "hmm denemek lazım." dedim. Denemez olaydım o nasıl bir acılık o nasıl korkunç bir tat. Yaramazlığımın cezası olarak dilime karar biberli votka yerine acı biber sürselerdi daha iyiydi.
Düşünmek ve paranoya yapmak için sadece kurs sonraları taksimden eve dönerkenki iki saatim var. O iki saatte ben neler neler kuruyorum ne zararlı düşüncelere kapılıyorum bilemezsiniz. Bence en sağlıklı insan düşünmeye zerre zamanı olmayan insandır.
Türkçe' den İngilizce' ye simultane yaparken "yüzde bilmemkaç" ın çevirisi olarak "per cent" yerine aklıma "por ciento" nun gelmesi bence çok tehlikeli. Daha İngilizceye çeviremeden İspanyolca' ya mı atlıyorum lan?
HASAL a bu sene Emre Altuğ' un gelme ihtimali varmış. Bunu duyduğumdan beri içim kıpır kıpır. Emre Altuğ aşkından ölebilirim.
Üç gündür spora gitmiyorum ve eksikliğini hissediyorum. Yarın spor salonuma kavuşacağım. Galiba sporkolik oldum, korkuyorum.
Önümüzdeki pazartesi ilk vizem var. Şaka gibi değil mi?
Ödeve konu olarak psikolojiyi seçtiğimde, içinden de anksiyete bozuklukları ve manik depresif psikozu seçtiğimde çok yanlış yaptım ben, evet.
Yeni Türkü güzeldir, güzel.
"Gözlerim doluyor aşkımın şiddetinden, ağlamak istiyorum."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder