3 Ekim 2010 Pazar

i love huni.

Tütsüler, mumlar, sıcak banyo, rahatlatıcı içerikli çeşitli banyo jelleri ve slow müzik.. Stresten kurtulmak için çok şey denedim fena da değildi hani ama etkisi çabuk geçti. Hala stresliyim.

Mide ağrıları, kalp çarpıntıları, titreme falan yaşlı nineler gibiyim, psikolog yolu görünüyor galiba uzaktan uzaktan. Ya da bir huni geçireyim kafama daha iyi.

Laf aramızda bugün ilk defa depremi hissettim ben. Şu 17 Ağustos depreminde bile uykumdan taviz vermemiştim ama bugün sandalye ve lamba sallanınca aha dedim 'hissediyorum!'

Karadutlu şarapla evlenirim bile, o kadar büyük sevgim. İçin lan hepiniz!

İnsanın simultane çeviri için kendine ait bir kulaklığı ve mikrofonu olunca daha bir mutlu oluyor. Geriliyor, stres oluyor o ayrı.

Babamdan defter istedim. Basit bir defter. İnce, kareli, telli. Ama üstünde Transformers olacağını hiç düşünmemiştim. Neyse ya Transformers değil de Barbie' li olaydı ne yapardım o zaman?

Rüyalarıma giren adam, çıkar mısın? Rüyamda bile işin yok senin artık lan. İzin vermiyorum.

Harçlığıyla gelen misafir var ya işte o candır, kandır. Hep gelsin yine gelsin. Başımın üstünde yeri var.

Yarının pazartesi olması benim neredeyse hiç tatil yapmamış olmam vs. Hayat bazen çok zor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder