Galiba bende, bir yeri beğenince oraya sık sık gitme gibi bir hastalık söz konusu. Son günlerdeki favori mekanım Cihangir' dir. Oradaki kahveye ilk olarak geçen sene Mü' yle gitmiştik. Oradaki Firuzağa Cami' sinin avlusundaki kahve( tam anlamıyla bir köy kahvesi) ünlüymüş meğer, oraya hep ünlüler gidermiş. Harbiden de doğru, her gittiğimde bir kaç ünlü kesip kendi kendime mutlu oluyorum sanırım. Kahvenin yanında da bir kebapçı var ki sormayın gitsin. Şiddetle tavsiye ediyorum, herkesler yesin. Cihangir'in ara sokakları da bir ayrı güzel, tarihi binalar, çok hoş kafeler.. 'Her pazar Kadıköy' ilkemizi bir kenara atıp açılmaya karar verdik artık, güzel oluyor.
Çok uzun zamandır böyle bir gerilim filmi izlememiştim sanırım. 'Orphan' 2oo9 yapımı bir gerilim filmi. Ama hani öyle ardında hiç bir konusu olmayan, sonunda "Eee ne oldu şimdi ya?" diye sormayacağınız bir film. Öyle ki konusu çok iyi işlenmiş, filmin bir çok yerinde ağzım açık izledim ve ciddi kalp krizlerine maruz kaldım. Çok beğendim, gerilim filmi severlerine tavsiye edip gerilmeyi sevmeyenlere uzak durmalarını öneririm.
Ben yazın çok ciddi bir 'dım-tıs dım-tıs' moduna giriyormuşum meğer, her an diskoda dans edebilecek enerjiye sahibim, bu ilginç. Bilgisayarımdan ortayı fırlayan Lady Gaga' dan 'Alejandro' lar, Flo Rida' dan 'Low' lar sayesinde dinamik bir yaz geçiriyorum, bunlar hep çok sık spor salonuna gitmemin yan etkileri. "Ale- ale- jandro" diye koşmak eğlenceli oluyor ama ne yapabilirm?!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder