"Hayat aslında nasıl da bir çelişkiler yumağıydı.."
Hep en çok istediklerimizden, en çok sevdiklerimizden mi uzak durmak zorundaydık?Ulaşması en zor olanlar, en çok özlediklerimiz miydi? Bu nasıl bir çelişkiydi böyle?
Hiç önünüzde incecik bir çizgi varmış ve o çizgiyi geçip geçmemeniz arasında ise büyük uçurumlar varmış gibi hissettiniz mi? Tam geçmek için büyük bir adım atarken vicdan azabı duyup yerinizde kala kaldığınız oldu mu peki? Büyük, küçük fark etmeksizin bütün kararlar, büyük sonuçlar doğurur, bilincindeyim.
Konu ne olursa olsun kaybetmek hüzün getirmez mi insana? Hele bu kaybettiğiniz bir insan ise.. Her seferinde bir parçanızın daha koptuğunu hissediyorsanız, bu his canınızı yakıyorsa.. Kaybettikleriniz biraz daha ağır geliyorsa, kazanmak sek sek oynamak kadar kolay değilse artık..
Uzaklardan biri çıkıp "Tamam ben her şeyi halledeceğim, korkma artık." deseydi ne güzel olurdu şimdi. Daha önceden aldığım yaraları bir şekilde sarmak için birine sonsuz güven duymaya ihtiyacım varken, artık bendim o zarar veren insanlara. İhanet. Ne kadar da kolaydı! Hepsi vicdanınızla sizin aranızdaydı,ince çizgiyi geçmenize bakıyordu.
Unutmak hiç kolay değildi, hataları ve yanlışları. Kin tutmak ise yersizdi. Bazen usulca üstünü örtmeniz gerekiyordu hataların, beyninizdeki yerleri ise kalıcıydı. Sadece her an onlarla yaşayamazdınız, unutkanlık iyi bir şeydi belki de. Kin tutan insanları hiç sevemedim zaten.
Eski defterler elbet bir gün açılırdı.Tam kapattım derken yeniden başlardınız yazmaya defterinizde. Defteri kilitleyip denize fırlatsanız da, sayfalarını tek tek yırtsanız da, geçmişiniz sizi bir gün bir yerde yakalardı.. Boşuna kaçmayınız.
**Her uzanıp dokunmak istediğimde elimi yakıyordun, ben de sana bakmakla yetindim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder