23 Temmuz 2010 Cuma

Evlendi ve Öldü.

Şöyle 26 yaşında evlensem, 28 gibi ilk çocuğumu doğursam, sonra da ikinciyi.. Çünkü ben çocuğumla aramda çok kuşak farkı olmayan, genç bir anne olmak istiyorum. Peki ya sonra?

Çocuklarımın hayatının başladığı yerde benim özgürlüklerim biter mi? Biter. Ben hayata dair planları olan bir insanım. Hiç bir zaman çok da topluma aykırı bir tip olmadım. Bu iyi mi kötü mü tartışılır tabi. O yüzden kafamın bir yerlerinde evliliğe sıcak bakan çok da yadırgamayan (ki bu da sahip olduğum aile ortamından dolayı) bir öykü; bir taraftan da evliliğin insanı yavaş yavaş sindire sindire öldürdüğünü düşünen bir öykü var.

İnsanın kendi ailesi nasılsa ileride öyle bir ailesi olacağına inanırım. Bizden önceki hayatları taklit ederek kendi ailemizi kuruyoruz çünkü. Nasıl yetiştirildiysek, aile kavramı bize nasıl aşılandıysa ona göre hareket ediyoruz. İşte bu yüzden aile önemlidir.

Kendi aile ortamımdan bahsedecek olursam, birbirine bağlı dört birey söz konusu. Ne anlamda bağlılık? Saygı ve sevgiden bahsediyorum, evet. Korku, aile içinde hissedilmesi gereken bir duygu değildir. Böyle konuşunca da mükemmel bir aile profili çizdim, yok öyle bir şey unutun onu. İşte, ailemde arada sırada çıkan sorunlar dışında annem ve babam arasında çok büyük kavgalar olmadığından belki de 'aile' benim için güzeldir, korkulacak bir durum yoktur.

Aile güzeldir de evlilik o denli güzel midir acaba? Bir de işin içine çoluk çocuk girdi mi... Bana öyle geliyor ki, evliliğin ve çocuk sahibi olmanın getirdiği ağır sorumluluklar bireyin kendi hayatını sona erdirir; o andan itibaren tek kişi değilsinizdir. Karınızın/kocanızın ve çocuklarınızın oluşturduğu küçük topluluktan sorumlusunuzdur ve bu sizin kendi özel isteklerinizi büyük bir ölçüde azaltmanız anlamına gelir.

Babamla arada sırada yaptığımız sohbetler sonucunda onun, gençliğinde hiç de şu anki gibi sadece huzur ve sakinlik arayan, hayattan korkan biri olmadığını anladım. O deli dolu, karikatür çizen, gitar ve saz çalan, o dönemin siyasi olaylarının tam göbeğinde mücadele eden bir delikanlıydı. Hayatı, evliliği, ben ve kardeşim onu şu anki durumuna sokmuştuk. Oysa bana sorulmuş olsaydı, buna sebep olmak hiç de istemezdim.

Onları gördüğümde kendime dönüp "Hayır ben onlar gibi olmayacağım, hobilerimden, yapmayı istediklerimden vazgeçmeyeceğim. Evlensem de çocuklarım olsa da kişisel hayatımı yok etmeyeceğim." diyorum.

Bunları söylüyorum da yapabileceğimden hiç emin değilim, çoluk çocuğa karışıp yok olup ölmekten çok korkuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder