Çok karışık rüyalar gördüm. İnsanlar, olaylar, cisimler, ben, bir başka ben, hatta bir sürü ben. Bir şeyler kovalayan, bir şeylerden kaçan, birilerini özleyip birilerini unutan ben. Aynı anda birden çok; ancak o halimle bile bir bütün oluşturamayan ben.
Sonra uyandım. Hala karışıktı. Uyanmakla rüya halinde kalmamın arasında çok bir fark yoktu. Rüya olduğunda, en azından rüya görüyor olmamın bilinci rahatlatıyordu beni. Uyanmak ise tek gerçek olandı. Uyanırsın ve her şey biter, çok şey başlar. Uyanmak korkutucudur.
Tamam, insanlar, maddeler, ben, hepimiz oradaydık da biri eksikti sanki. Kimdi, kimdi.. Kim olduğunu bile hatırlayamadığım, yüzünü ya da ismini kafamda şekillendiremediğim biri vardı ve o eksikti. Eksikliği çok rahatsız ediciydi, doğru hissettirmiyordu. Hafızamda çok bir yeri bulunmayan bu insanın eksikliğinin beni bu kadar rahatsız etmesi ise bir o kadar ilginçti. Kimdi bu eksik olan?
Hafızamı gereksiz yere meşgul ettiğim için kızdım sonra kendime, bir de fark ettim ki ben aslında kim olduğumu nerede olduğumu bilmiyorum. Ciddi bir hafıza kaybı yaşamıştım, belki de eksik olan kişi bendim. Hiç bir hatıram, geçmişim yoktu. Gelecekten de bir o kadar korkuyordum. Hatalardan, pişmanlıklardan korktum. Seni bir daha hiç hatırlayamamaktan, kendimi unutmaktan korktum. Eksikliğin rahatsız ediciliği git gide büyüyordu bu arada. Ben de kaçmaya karar verdim. Senin yokluğundan, kendi varlığımdan kaçıyorum. Kaçıyorum, hafızam yerine gelse de gelmese de..
Geri dönmeyeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder