Tamamen şansına mı yaşıyoruz? Yani şu anda kafamın üstündeki lamba düşmüyor ve benim kafam yarılmıyorsa bu bir şans meselesi mi olmalı? Ya da caddede attığım ilk adımımda bir araba tarafından ezilmediysem(ki ezilmiş gibi durmuyorum) bugün çok mu şanslıydım, bu mudur? Ya da mesela sabah 'şans eseri' durduk yerde 9 gibi uyanıp telefonumdaki mesajı görüp bir saat sonra kendimi sokakta bulduysam, tesadüf, şans hangisi?? Kadir Has Üniversite'sinde 1-5 Eylül tarihleri arasında Yaratıcı Drama seminerleri var imiş. Uluslararası bir kongre olduğundan bizim gibi çevirmen adaylarını parasız parasız çalıştırmayı istiyorlarmış, biz de hevesliler buna katılıyormuşuz. Ancak geçen hafta içerisinde başvurmama rağmen düne kadar cevap verilmemesinden sonra çağırılmadığımı düşünmüştüm. Halbuki gece 2de( ben çoktan uyumuşken) mesaj atmış hocamız. Ha ben bu mesajı sabah 9'da birden bire uyanıp görüp bir saat içinde hazırlanıp evden çıktım. Uyanmasaydım durduk yerde, gidemezdim. Tamamen şans eseri yani. Bu arada evet Kadir Has Üniversitesi' nin Cibali kampüsünde 1 eylül günü posterlerden sorumlu(wtf!?) çevirmen olarak herkesi beklerim. Açık büfe var, böyle küçük küçük kanepeler ve sınırsız şarap falan hani!! Ona gelin bari lan en azından.
İksv' den gelen paranın yarısıyla dün aileme ilk kez yemek ısmarlamış bulunmaktayım. Evet, böyle hesap geldiğinde, hesabı garsondan almam ve şrak diye parayı çıkarmam çok 'kuul' du itiraf etmek gerekirse. Paranın yarısını yemeğe, bir kısmını konsere verince elimde kaldı az birazı. Para çabuk bitiyor azizim.
Frambuazlı cheesecake hayattaki en güzel şey olabilir. O potansiyele sahip. Ya da herhangi bir cheesecake. Bana çok sevgisinden ötürü 'milkshake' diye hitap eden İngiliz arkadaş vardı İspanya'da. Ben de artık sevdiğim insanlara 'frambuazlı cheesecake'im diye hitap etmek istiyorum. Bir sorun olmaz değil mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder