Eğer evde oturursam fenalaşıp depresyona falan giriveriyorum. O yüzden kesinlikle evde oturmamam gerektiğine karar vererekten attım bugün kendimi sokaklara. Sokak dediğimde önce çok sevgili spor salonum daha sonra ise Kadıköy'dü. Spor salonuna gitmeye karar verene kadar kendimle çok tartıştım, kavga ettim kendime küfür ettim ve kendimi evden attım. Tembel Öykü' ye yenilmedim, azimliyim.
Uzaklardan gelmesini beklediğim insanlar geliyor artık yavaş yavaş,bugünlerdeki en büyük mutluluk kaynağım bu. Önce yarın sonra da önümüzdeki hafta itibariyle kendimi 'tam' hissedeceğim bir süre; bir süre sonra ise yine eksilecek bir şeyler. Hayat! Çok uzun süre 'tam' kalmamıza izin vermiyor bir türlü, sağolsun.
Coupling yani evde oturduğum süredeki tek eğlencem, tam ben ona alışmışken bitti. Tam ben Jeff Murdock' la ilgili hayallere dalarken o, terk etti beni. İngiliz aksanına bu kadar yakınken, tüm ingilizlere hayranlıkla bakarken dizinin bittiğini fark etmek acı oldu.. Tabi yine de hiçbirisi Friends' in yerini tutmuyor; ancak idare ediyorduk işte yahu. Bitmeseydiniz keşke lan.
Evde oturmak başa, akla, zihne ve vücuda bela; hayat sokaklarda, felsefesi ile yaşıyor evde oturmayı şiddetle reddediyorum. Hatta biraz daha gaza gelirsem evde oturan tüm insanları zorla evlerinden çıkarabilirim öyle de manyağım yani.
Ama her şeye rağmen garip bir sakinlik, dinginlik var üstümde lan. Sanki ışığı gördüm, ışığa doğru ilerliyorum falan. Bembeyaz bir ekran var işte ben de sonra uçarak gözden kayboluyorum. Öldüm mü lan ben?!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder