Bazen hayat çok zor, çok. Bir şeyleri daha kendime itiraf edemezken ona, sana ve diğer insanlara nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Söyleyecek sözlerim varken susup kalmaktan da nefret ederim, açık sözlülükten yanayımdır. Ama bazen kelimeler bir araya gelmeyi inkar ettiğinden cümleler bir türlü kurulamıyor işte.
Yolun bu tarafında ilk defa duruyorum ve gerçeği söylemek gerekirse biraz yabancılık çekiyorum. Geldiğim yere öyle alışmışım ki, sorgusuz sualsiz kabullenmişim ben oraları; oysa şimdi iş başa düştü, benim konuşmam ve artık benim anlatmam gerek gerçekleri. Eski yerimde daha mı kolaydı ne suçsuzu, mağduru oynamak? Suçlu mu hissetmem gerek peki şimdi? Hissediyor muyum peki? Hayır, hissetmiyorum, o kadar hissizim ki hatta refleks testi yapsanız boş boş bakarım etrafıma. Tüm sorun da bu zaten.
Ama olayları uzatmaktan yana olmadım hiçbir zaman. Çünkü beynimde bu kadar cümle kırıntısı dururken, etrafıma sadece gülümseyip sahte kahkahalar atmayı sevmem. Zamanla yarışıyoruz ve şu en değerli günlerimizi, dakikalarımızı boşu boşuna harcıyoruz belki de. O yüzden iş başa düştü ve ben en yakın zamanda kolları sıvıyorum.
Beklediğim şeylerin gerçekleşmesine az kala ben daha da sabırsızlanmış daha da heyecanlanmışken bir gün bile gecikse o olay, sinirlerime hakim çıkamıyorum. O zaman her gün Cuma olsun. Dün, bugün, yarın Cuma olsun. Ve Cumalar hiç bitmesin. Duy sesimi Mü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder