Nasıl da rollerimiz değişiyor? Çok şaşırıyorum bazen. İyiler kötü, kötüler iyi; kazananlar kaybeden, kaybedenler kazanan oluyorlar. Ben bir gün sana tam karşından bakıyorum öbür gün yanından. Üzenler üzülenler oluyor bir süre sonra, üzülenler intikamlarını alıyorlar. Her şey tepe taklak olu veriyor. Git gide değişirken hepimiz küçük bir zaman için de olsa birbirimize dönüşüyoruz. Ben artık senin bana nasıl baktığını anlıyorum; sen de benim sana baktığım gibi bir başkasına bakıyorsun aslında.
Senin bakışın, gözlerin, sanki onlar bile değişti zaman içinde. Daha mı sakin daha mı huzurlu artık ne? Ya ben? Biraz daha olgun, biraz daha kendine güvenli ve ıvır zıvırla uğraşamayacak kadar yorgunum galiba. Oysa hala heyecanlarım var kendime göre. Hissetmekten hiç yorulmayan bir bünyem var benim çünkü. Her an stabil, sade, dümdüz olamam, iniş çıkışlarım var benim. En dibi de görüyorum ama doruk noktalarım da var, ve bunu seviyorum.Evet, bir an ağlıyorsam 5 dakika sonra deliler gibi kahkaha atabilirim, yaparım. Aksi halde sanki sıkıcı, ruhsuz, hissiz olacağım; bunu istemiyorum. Vazgeçmeyeceğim hissetmekten.
Günler, dakikalar geçerken ne kadar da değiştiğimizi düşünmekten alı koyamıyorum kendimi bir türlü. Daha sakin daha durgunumdur belki şimdilerde ama içimde bir o kadar da İspanya özlemi var. İspanya değil belki de hani oradaki hayatın özlemi var. Bazen, ara sıra da olsa o yaşam tarzını, çılgınları özlüyorum ama sonra geçiyor kendiliğinden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder