Hayatımın en güzel günlerinden birini 27 Ağustos 2010 tarihinde yaşamış bulunmaktayım. Ve muhakkak göreceğim en güzel konseri de görmüş bulunmaktayım. MFÖ sevdamı hepiniz bilirsiniz. İki sene önce 29 Ekim tarihinde Bağdat Caddesi' ndeki halk konserlerine gitmiştim, bu sefer ise Ataköy' deki Airport Avm'de açık hava konseri. Günüm başından sonuna kadar bütün olaylarıyla güzeldi. Cihangir' de Cervantes'teki ilk İspanyolca hocamla karşılaşıp muhabbet etmem, konser alanını bulmaya çalışırkenki çeşitli maceralarımız gibi.. En ilginç olanı ise konser yerini bulmaya çalışırken 'yanlışlıkla' Atatürk Hava alanına girmemizdi. "Iıı pardon biz yanlışlıkla hava alanına girdik nasıl çıkabiliriz?" sorusuna kahkahalarla cevap veren güvenliği selamlarım. Gülmekte pek de haklıydı. Konserin başlamasıyla her şey geride kaldı ve şahane saatler yaşandı. İk önce oturduğumuz yer sahneye uzak olduğundan ben biraz mızmızlandım ancak Mazhar Alanson' un "Ne öyle uzak duruyorsunuz yahu gelsenize öne." demesiyle ilk koşup en önde yer tutanlardan biri de bizdik. Sahneye o kadar yakındım ki uzansam değeceğim onlara. Mazhar Alanson'nun gözlerine bakarak şarkılara eşlik etme keyfini sanırım başka hiçbir şeyden alamayacağım. Bir MFÖ konseri de böyle geçti gitti. Mü, hep senin sayende bunlar.. ( Seen benii tanımazsın..)
Dün ise Lunaparkta'ki orta okul buluşmamız bir o kadar eğlenceliydi. Orta okul arkadaşlarıyla lunaparka gidip çarpışan otolarda birbirini ezen kaç insan tanıyorsunuz? Hadi her şey tamam da Mü'nün gondoldaki gereksiz derecedeki çığlıklarının sebebini hala merak etmekteyim. Neyse Mü'cüm seni şarkı söylerken de çığlık atarken de severim.
Direksiyon derslerinde ise baya ilerleyip bugün U dönüşü, manevra bile yaptım. Hatta geri geri bile gittim arabayla ne diyorsunuz siz?? Süper şoförüm ben hıhı evet.
Aşırı sosyal günlerden sonra biraz durulmak iyi gelecektir bana, katılıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder