Bence salı pazarları, cuma pazarları, hangi gün olursa olsun, tüm pazarlar sırf insan oğluna işkence olsun diye kurulur. Kendimi bildim bileli nefret ediyorum şu pazarlardan. Ben İçerenköy' de otururkene evimizin önüne kurulurdu salı pazarları.. İşkenceye bakın. Bir kere pazarlar genelde 50 yaş ve üstü yaşlı kadınlarla doludur. Bu kadınların sırf meyvelerin sebzelerin az daha ucuzunu bulmak için birbirlerini ittirir kaktırır resmen savaşırlar. Evet benim için pazar alanları, savaş alanlarından farksızdır. Pazarcılar " Haydi haydi abla buraya en ucuzu burda!" şeklinde, küçük çocuklar "Buz gibi soğuk sudan içeeğğğaan??" şeklinde çığrınırken benim gibi pazara zorla götürülmüş insanlar da "N'olur bitsin bu işkence!" diye söylenirler. Galiba pazarlardan gerçekten nefret ediyorum. Şimdi ayda yılda bir belki giderim. O da sevgili annemin ısrarları sayesinde olur. Ha gittiğimde ne mi olur? Pazarı toplar gelirim. Kıyafet vs. ne varsa alıyorum bu da ilginç. Salı pazarından giyiniyorum, mutluyum. Ama bu pazardan nefret etmeme engel değil.
Ebeveynler yaşlandıkça daha bir huysuz daha bir geçimsiz olurlarmış. Akşam on biri vurunca yataklarına çekilince insanlar benim gece oturmam sorun yaratıyor tabi. Ama sizde bu kadar erken yatmayın! Geçen seneler böyle olmuyordu bak, yaşlılık zormuş azizim. Ağzımdan çıkan her kelimeye bir şey bulmazlar bu kadar sorun yaratmazlardı. Ya ben git gide asabileşiyorum. Ya da onlar orta yaş bunalımıyla bu kadar olay yaratıyorlar. Ah kendi evim olaydı...
Spor salonundaki hocam, şu anda sana sesleniyorum; sen niye böylesin? Niye bu kadar yakışıklısın sorarım? Haydi o öyle de ben seni görünce niye aptallaşıyorum? Elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırıp adam gibi bir selam bile veremiyorum sana da koşarak terk ediyorum mekanı? Bu soruların cevapları hemen şu an istiyorum lan. Bu duruma biri 'dur' desin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder