"I don't want Mr. Superbly Incredibly Fantasticness, you stupid stupid ass! I want you." cümlesiydi bugün kahkahalarıma sebep olan. (Hepimiz bir kere de olsa bu cümleyi kurmuş muyuzdur acaba?!) Ama asıl komik olan karşıdaki erkeğin bu sefer, "You deserve Mr. Superbly Incredibly Fantasticness." derken bahsettiği adamın tam olarak kendisi olmasıydı. Coupling, güldürdün beni yahu.
Mezarları, cenazeleri sevmiyorum. Sevsem ilginç olmaz mıydı zaten, neyse. Tamam hani 'Her canlı bir gün ölümü tadacaktır' da bunu şimdiden hatırlamasak üzerinde çok durmasak olmaz mı? Çocukluğumun bir evresinde ölümle ilgili ciddi takıntılarım vardı. 10 yaşlarında sürekli ailemden biri ölse ne yaparım, diye düşünürdüm. Sonra geçti kendiliğinden, düşünmemeye başladım. Şimdi düşündüm de aslında psikolojik olarak çok sağlıklı bir çocukluk geçirmemişim yahu. Hangi çocuk oturup durduk yerde ailesinin öleceğini düşünür?
Hayatımın en saçma dersine girdim sanırım bugün. Konumuz motordu. Hayır arabam bozulsa kalsam yol ortasında ben kendim mi tamir edeceğim sanki, nedir bu motoru tüm ayrıntılarıyla öğrenme zorunluluğu? Çağıracağım işte birilerini onlar yapacak. Hadi ilk yardım dersi neyse, suni solunum kalp masajı vs. bilmek lazım gerçi Lost' ta ben hepsini öğrendim, yap deseler yapardım yahu haha. Ama motor dersi psikolojik bir işkenceydi, resmen.
Bu haftadan ve önümüzdeki haftadan beklentilerim oldukça büyük, beklenti demek hayal kırıklığı demek olsa da bir nevi, bu sefer bir garip umutluyum ben, lay lay lom.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder