Hayatım sabah 9'da gelen ani telefonlarla uyandırılarak ve yollara düşerek geçmeye devam ediyor şu son bir kaç gündür. Poster sorumlusu çevirmenlikten mihmandarlığa terfi ediverdim dün gece. Neden , niye nasıl? Bilmiyorum. Peki istiyor muydum? Evet. Sabah 9'da uyandırılıp rehberi olduğum H.N' yi almak üzere Taksim' e doğru yola koyuldum. Tabi K.Trosussov benim ilk göz ağrımdı onun yerini tutamaz kimse..
Saat 13'ü gösterirken ben başımda güneş, sıcaktan ölmüş bir haldeydim. O saate kadar hiçbir şey yemediğimden aç, susuz, terden pantolonum üzerime yapışmış, babetlerim ayağımı kesmiş kısacası çok acıklı bir durumdaydım. İş güzel tamam da bu sıcakta hiçbir şey güzel değil lan. Gerçi sonra vapurda yüzüme çarpan rüzgarın verdiği zevkle uyudum o ayrı konu tabi.
Bu yaratıcı drama işi baya hoşuma gitti benim. Böyle vesileler olmasa nereden haberim olacak da okuyacağım. Yarın da seminer açılışı nedeniyle baya yoğun geçecek, haydi bakalım. Bu arada yine Almanlarla içli dışlı olunca Almanca çalışasım geldi çok ben biraz Almanca çalışayım.
Auf Wiedersehen!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder