Ezginin Günlüğü' nü bir başka severim blog. Her şarkısında başka bir öyküye dahil olursunuz, melodileriyle uçururlar sizi, her bestede kendinizden bir parça bulursunuz. Onlarla hüzünlenip sonra da coşabilirsiniz. Çok severim yani. Hele hele bir şarkıları var ki bu insanların.. "Eksik bir şey" Aslında sakıncalıdır bu şarkı, çok dinlemenizi tavsiye etmiyorum. Mutlu mesut gezinirken yanlışıkla dinleyiverirsiniz. Bir bakarsınız harbiden eksik bir şeyler varmış hayatınızda da, ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Aslında halinizden memnun, gününüzü gün ederken içinizde derinlerde bir yerde hep onun eksikliği varmış. O? Ne ya da kim bilmiyorum. Sadece olması gerekirken olmayandır, o. Ve onsuz daha bir zordur yaşamak.. Tamam, öyle yaşamınızı bloke edecek kadar sık gelmez aklınıza hani. Aslında hep aklınızdadır da size pek farkettirmez kendini. Herhangi bir şey hatırlatır onu, ya da hani zaman zaman sıkılırsınız nedenini bulamazsınız ya.. işte nedeni o'nun hayatnızda olmayışıdır. Bir duygu, bir his, bir gülümseme, bir göz yaşı. Herhangi bir şey.
Melankoli boşluktan doğar tamam kabul. Benimki neyden doğuyor peki? Bu arada sırada da olsa ortaya çıkan duygu coşkunluğumu neye borçluyum acaba? Pek boş zaman da geçirmiyorum. Hele bugün itibariyle sporuma da başladım. İspanyolca, Almanca çalışmaktan kafayı yedim zaten. Diğer vakitlerde de Friends ve arkadaşlarım hayatımı dolduruyor. Öyle çok boş zamanım yok. Eğer çıkacaksa bu melankoli bir yerden bir şekilde çıkıyor işte. Yine de sağolsun çok sık uğramıyor bana bu aralar.
Evet, spora başlamış bulunmaktayım. Gerçi ilk günün çekingenliği ve acemiliği vardı üstümde. Etrafımdakilere öcü gibi baktım ama geçer birdahaki sefere. Yürü, bisiklet sür, koş, mekik çek falan derken "Bugünlük bitti" dedi hocam. E sağol ben de bittim zaten, dedim içimden. Ama yine de hissettim o spor yapmış olmanın verdiği huzuru, rahatlığı. Bu arada spordan önce Üstün'le kısa bir süre Hayalperest'te de oturduk ve komiktir ki oturmadan önce içeride şöyle bir dolandık ki 'garson parçasını' görelim diye. Onun çalıştığı kısımda oturacaktık ancak o yoktu, yine yoktu blog ya. Hayalkırıklığı işte. Neyse blog, yarında ordayız. Belki yarın... Umutsuzluğa yer yok bünyemde bu sıralar.
Bir de bazı şarkılar vardır, o şarkıları bazı insanlarla eşleştirmişizdir kafamızda. Ya o insan çok dinliyordur ne bileyim o şarkıyı o atmıştır falan. Dinlerken illa ki aklımıza gelirler. İşte Ezginin Günlüğü' nden 'Gemi' adlı parça.. Bana İspanya'da tanıştığım çok da sevdiğim Türk bir arkadaşımı hatırlatır bu parça. Kendisi hala İspanya'da erasmusa deva etmekte. Özledim de lan. Neyse elbet yazın görüşürüz, kaçarı yok. İspanyol arkadaşları da o kadar özledim ki! Onları'da yazın Türkiye' ye bekliyorum. Umarım gelecekler. Nostaljiye de fazla girmemek lazım blog. Çıkmak zor olur sonra. Ama biliyorum ki, özlemek güzeldir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder