29 Mart 2010 Pazartesi

yine de benimle oynar mısın?

Bir yıldır görüşülmemiş 1o küsür yıllık eski bir dost, yağmurlu bir hava, içilen türk kahveleri.. Fena bir gün sayılmazdı sanırım. O eski dost, çok başka blog. En çocuk, en saf işi gücü kumdan yemek yapmak olan hallerimizle birbirimizi tanıdğımız dostluklar. Aramızdaki en büyük kavgaların oyunda mızıkçılık yapmaktan çıktığı yıllar. Dışarda oynamak için yalvararak annelerden izin almak. Akşam 10 dakika daha kalayım'ın kavgalarını yapmak.Bunlar güzel şey. Şimdi ise seyrek buluşup, ancak her buluştuğumuzda da kaldığımız yerden devam edebilmek. Sanki arada bir yıl geçmemiş. Daha dün o bizdeymiş gibi bir his. İşte bunu seviyorum.

Marmara Büfe'de içtiğim 2 bardak çayın midemi bulandırması! Ben severdim halbuki Marmara Büfe'yi ancak çayları çok kötü! Yetkililer size sesleniyorum burdan. Yada benim mi ağzımın tadı bozuk lan? Bilemedim şimdi. Sonra da yemeğin üstüne içilen türk kahveleri ve bakına fallar. Doğruya doğru tek türk kahvesi içtiğim zamanlar, fala bakılacağı zamanlar. Onun haricinde içmem. Tabi falda kısmet çıkması adettendir yani, benim de kısmetlerim varmışmış.Gerçi bu arkadaş ne zaman baksa çıkıyor ama fal işte inanılır mı!? Ancak Hayalperest'in türk kahvesi güzelmiş.Bilmezim. Aferin böyle devam. Tabi bir yıl görüşmeyince insanın anlatacağı çok şey oluyor hatta o kadar çok ki ne anlatıcağını bilemiyorsun hepsini unutuyorsun falan. Bu yüzden de artık araya bir yıl gibi uzun zamanlar koymamaya karar vermiş bulunmaktayız efenim.

Bu arada, Eminönü'ünde vapura doğru ilerlerken fotoğraf çekmemi isteyen turistler! Hemen anlatayım. Bir kız foto foto diyerek yanaştı. Hemen aldım makinayı o sarada arkadaşlarına dönüp "Chicas hacemos foto, vamos." demesi.. Aha dedim ispanyol. O anı size anlatamam sanki 40 yıdır görmediğim kardeşime kavuşmuşum! Sanki memleketlimi görmüşüm. Öyle bir duygu yani. Hemen bir kaç bir şey söyleyeyim dedim tabi. Hasretim ispanyolca duymaya haliyle. Küçük bir muhabbetten sonra oradan ayrıldım ama aklım da onlarda kaldı valla. Bütün İspanyolları kardeşim gibi seviyorum yahu.

Daha sonra sporda hocamın vücudumda fark görmesi, benim bir kilo vermiş olmam.. Bir kilo da bir şey mi demeyin! O kadar zor veriliyor ki o bir kilo. 3 gündür üst üste gidiyorum artık vereyim yani değil mi ama!? Tabi hocanın bu gözleminden sonra ben daha bir şevkle yaptım sporumu, hiç koşmadığım hızda yürüdüm, çekemediğim mekikler çektim falan. Güzeldi kısaca.

Öyle insanlar var ki, İstanbul'un göbeğinde büyümüş, üniversite eğitimi görmüş ancak dar kafalı insanlar. Çok kızarım bu insanlara hatta onlara da söylerim kızdığımı. Bir erkek hakimiyetini benimsemektir gidiyor kızlarda. Ayıplıyorum bu ilişki tarzlarını. Birbirini kısıtlamak değildir ilişki. Ha 'bey'i tarafından kısıtlanmak o kızın hoşuna gidiyorsa, doğru yolun o olduğunu sanıyorsa zaten yazıktır günahtır üzülünmelidir. Öyle bir ilişki olsun ki, ne kısıtlama ne kıskanma ne kafa yorma sorun çıkarma ne de çocuksu trip atmacalarımız olmasın artık. Çok mu şey istiyorum lan!??

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder