10 Mart 2010 Çarşamba

"No Pain No Gain"

Bu çarşambaları sevmenin yolunu buldum blog! son derse girmemekteymş meğer olay. tabi her hafta yapılacak bir iş değil bu da arada arada neden olmasın? aslında bugün okula giderken hiç de ders asmak gibi bir niyette değildim. bütün derslerimi düzenli bir şekilde dinleyip not tutmayı planlıyordum. taa ki ders arası gelene kadar.. 2 saatlik ders arasının gelmesiyle önce bir arkadaş işine gitmeye karar verdi. daha sonra biz diğer arkadaşla sadece öğle yemeğimizi yiyip daha sonra derse gitmeyi planlarken, arkadaşın "ya gitmesek mi derse?" sorusuna atlayan ben, "evet evet gitmeyelim haydi başka bir şeyler yapalım" diyince kendimizi Taksim'de Nevizade'de içerken bulduk. çok da hoş bir gündü. hem ben eğer muhabbet ederek bir insanı daha iyi tanımaya başladığımı hissediyorsam, dersi kırdığıma hiç de üzülmem aksine mutlu olurum, iyi ki yapmışım diye.

İnsanları tanımak hiç kolay değilMiş! "abi ben bu adamı tanıdım, bu adam şunu hayatta yapmaz." dediğimiz insanlar bizi şaşırtıp onlardan hiç beklemediğimiz şeyleri yaparak bizi mutlu etmeye devam ediyorlar bugünlerde. hani noldu kafalarına taş mı düştü de böyle bir değişim yaşadılar orasını bilemeyeceğim ancak benim işime geliyor böylesi. devam arkadaşlar.

Yarın spor salonuna teşrif edeceğim sonunda. korkuyorum da hani haşatım çıkacak diye. mekikler şınavlar falan, ilk günden korkutmasalar bari beni. bu muhabbetleri yaparken arkadaşlarla S.A. (aslında adını vermekten çekinmeyen kişi, 19) dan günün sözü geldi yine "No Pain No Gain" diye. gerçi bu sözü daha önce çok söylediğini iddia etmekte arkadaş ama ben hatırlayamıyorum. hatırlyamadığım içn trip bile yedim be! hatta daha sonra Mü'yle msnde yine spor konusundan bahsederken o da aynı sözü söyledi. Neden spordan bahsederken "No pain No gain" çıkıyor insanların ağızlarından? bunu araştırmak lazım lan. merak ettim şmdi.

Taksim' de geçen bir günde Kadıköy'ü daha çok sevdiğimi anlıyorum ben. hep böyle oluyor. sebebini bilmiyorum. halbuki Taksim daha bir hareketli, daha bir eğlence ortamı ancak Kadıköy'ün bana hissettirdikleri farklı. S.A' ya göre alışkanlıkmış Kadıköy'ü daha çok sevmemin sebebi. hani tamam Kadıköy evime daha yakın çok sık ordayım vb. ancak sırf alışanlık da değil bence be arkadaş. Blog sen bilirsin Kadıköy'ü nasıl ne kadar çok sevdiğimi. Taksim'de de bir sürü anım var ama Kadıköy'ün her noktasında binlerce anı var. Alışkanlık diyince basit bir his gibi geliyor kulağa; ancak o kadar basit değil Kadıköy ile aramdaki ilişki. daha derin daha duygulu, neyse nihayetinde o sadece bir semt. abartmaya gerek yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder