Bariz canım sıkılmış ki kendime eğlence bulmaya çalışıyorum. Huzur, evet güzel sakin mutlu ama o bile sıkıyor bir süre sonra. Bir de fazla bir kendimi sorgulama günüydü bugün. S.A yla çok fazla zaman geçirdim ondandır. Ha sorguladım da çok mu büyük sonuçlara ulaştım? Yoo hiç de değil. Neyse, bugün fena bir gün değildi aslında. Yine bol Hayalperestli normal bir gündü. Akşam da İspanya'dan sonra çok göremediğim sitedeki arkadşlarımla birlikte zaman geçrdim. Özellikle içlerinden bir tanesi çok değişmiş, sanki bir olgunlaşmış büyümüş bir şeyler olmuş. Kendisi de söylüyor bunu ancak gerçekten olmuş bunlar. Mutlu oldum ben tabi bu duruma. Kendi kendimizi eşeltirdik biraz. Yaptığımız çocuklukları, bunları zaman geçtikçe anlayabiliyor olduğumuzu, çok değiştiğimizi.. Ama en önemli nokta bunları kabullenebilmek. Eğer insan bir şeyi kabullenirse sorunun çözümü daha kolay gelecektir. Mesela bir ilişkinin bitmesi gibi; ilişkinin bittiğini tam olarak kabullendiğiniz an artık gerisi daha kolay aşılabilecek durumlardır, olayları geride bıraktığınız andır o an. İşte bunun gibi, yanlış yaptığınızı kabullendiğiniz an artık onu düzeltmeye başlayabilirsiniz. Her şeyin başı önce sağlık sonra da kabullenmek yani efenim.
İşte bazen yaptığımız yanlışları görmek canımızı acıtacağı için yanlışlar yokmuş gibi davranırız. Sanırım en kolayı hiçbir şey olmamış gibi davranmak öyle değil mi? Düşünüyorum da yapıyorum bunu ben ara sıra, onlar sonra bir şekilde ortaya çıkıyorlar ve yine aynı şekilde canımı acıtıyorlar ama.. İnsan dediğin varlık hata YAPAR. Yapar yani böyledir. Hatta bazen aynı hatayı bir kaç defa yapar da uslanmaz. Ne bu kendime acı çektirme amaçlı davranışlar bugün? Ah S.A. sen var ya sen. Eğer okursan bir gün bu satırları bil ki; ben aslında seni dürüstlüğünden severim. Neyse.
Facebook'umda erasmustaki insanların boy boy fotoğrafları yayınlanırken ben oturduğum yerden fotoğraflara bakıp üzülebiliyor az da olsa kıskanabiliyorum. Bilmem, şu anda hadi kalk İspanya'ya deseler, şöle bir düşünürm de emin olamam gitmeye. O sağlıksız hayata dönmek istememin kesin olmasına rağmen gece hayatını özlemedim de değil hani. Hatta şu hiç bir ciddiyeti olmayan insan ilişkilerini bile kısmen özledim. Ama zordu, buradaki gibi rahat değildim insanlar konusunda, tanımadığım, tanıyıp da sevmediğim insanlarla aynı ortamda olma zorunluluğu beni öldüren şeydi. Burada o yok. Kimle olmak, takılmak istersem onla takılırm. Herhangi bir zorunluluk, muhtaçlık söz konusu bile olamaz. Yurt dışında insanlar farketmeseler bile duygusal açıdan bibirlerine muhtaç oluyorlar, sevmiyorum ben o hissi. Kimseye öyle bir bağlılık hissetmek istemem. Hatta biraz daha derine girecek olursam bu mevzuda, Can Yücel'in "Ucundan Tutarak" adlı şiirine de parmak basmak isterim. "O olmazsa yaşayamam demeyeceksin, demeyeceksin işte yaşarsın çünkü..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder