18 Mayıs 2010 Salı

*Based on a true story II

Geçtiğimiz cumartesi bir hayli şamatalı ve bol aktiviteli bir gündü, bahsetmeden edemeyeceğim blog. Günüm saat 12 sularında gittiğim İksv'nin gönüllü sanatçı asistanlığı işi için yapılan toplantıyla başladı. İki buçuk saat toplantı yaptılar, konuştular da konuştular. Daha çalışıp çalışmayacağım da belli değil üstelik, aranmamam muhtemel çünkü haziranın ilk haftası finallerim, haziran sonu İzmir tatilim, her salı ve perşembe de ispanyolca kursum var. Bu kadar az vakti olan bir adamı niye çağırsınlar ki lan? Neyse fark etmez.

Toplantıdan sonra arkadaşlarla Anadolu Kavağı'na gitmek üzere koyulduk yola, maceralı ve güzel bir gündü. Rakı,balık sofrası mı dersiniz, kalede huzurla yudumlanan biralar mı dersiniz; her şey oldukça keyifliydi yani. 21:30 gibi otobüsümüze binerek Kadıköy yollarına düştük yine. Eve dönme gibi zorunlulukları olmasa insanın o kalede yıldızlarla birebir sohbet eder halde uyur insan ne olacak? Ama o kadar uçmayayım daha tamam. Kadıköy'e döndüğümüzde hala eve gitmek için bir miktar zamanımın olduğunu farkedince ben son kuruşlarımızla birer bira daha aldık kendimize. Yok abi sarhoş olmuyorum. İspanya'dan geldiğimden beri sarhoş olamadım, bu durumun avantajları ve dezavantajları tartışılır tabi. Saat artık 24' e yaklaşırken minibüsüme binip yuvama döndüm. Keşke daha sık yapabilsek bu aktiviteleri; ancak her zaman şartlar uygun olmuyor işte.

Cumartesi ne kadar eğlenceliyse, pazar ve pazartesi de bir o kadar sıkıcıydılar. Hatta dün hesaplara göre 6 saat boyunca bilgisayar başından kalkmadım ve Friends'i bitirdim. Hayatımdaki en acıklı durum bu olsa gerek şu günlerde. Yoğun bir yalnızlık hissi kapladı beni dizinin final sezonuyla beraber. Kah güldük; kah ağladık beraber.. Tamam saçmalıyorum lan.

Korkularınızla yüz yüze geldiğinizde, "Bu hiç olmadı şimdi ya!" cümleleri kurmaya başladığınızda bilin ki o şeyin olma zamanı gelmiştir ve daha fazla kaçışınız yoktur, minibüsten yahut otobüsten aşağıya kendinizi atmadığınız sürece tabi nihaha.. Siz yine de atmayın kendinizi aşağıya; çünkü korkularınızın yersiz olduğunu farkedip sonunda huzura ereceksiniz. Sevgiler.

**Based on a true story and to be continued..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder