24 Mayıs 2010 Pazartesi

İçerenköy.

Eski mahalleye gidip biraz anılarla haşır neşir olmak hoştur. İçerenköy ilginç bir semttir. Önce 5 yıldızlı Green Park Hotel'i görürsünüz uzaktan "Hmm güzel." dersiniz, yakınlaşınca ise otelin hemen yanında başlayan oto sanayiyi görüp "Bu otel bu sanayinin yanında ne arıyor yahu?" diye sorarsınız. Gerçekten o otel benim eski caddemde oto sanayinin yanı başında ne aramaktadır, yıllardır cevabını bulamadım bu sorunun. Sanayiyi geçince işte şimdilerde pek de fena sayılmayan sitelere gelirsiniz. İkinci apartman, zemin kat. Benim evim. Uzun yıllarımı geçirdiğim, her köşesinde anım olan evim, yan apartmanda hala görüştüğüm on iki yıllık dostum, apartmanların arkasında binbir çeşit oyunlar oynadığımız parkımız..

Mahalle git gide gelişiyor, modern apartmanlar inşa edilip yeni yeni restaurantlar ve kafeler açılıyor. Tabi semtin insanları da günden güne değişiyorlar. Açık konuşmak gerekirse ben sevmezdim İçerenköy insanını ozamanlar. Farklıydık onlarla herzaman, beyinlerimiz uyuşmazdı. Şimdi ne haldeler bilemiyorum; ama bugün daha bir iyi göründüler gözüme. Her ne kadar eski mahallem olsa da orası, oraya gittiğimde pek de yadırgamıyorum ve sanki çok ara vermemişiz görüşmemize gibi hissediyorum mahalleyle. Zaten bildiğiniz üzere nostaljiyi ve anıları çok sevdiğimden uzun sürmüyor mahalleyle kaynaşma sürecimiz.

Eskileri yad edip nostaljiyi canlandırmak, fala inanmayıp ancak falsız da kalmamak için bakılan fallar ve sırf bu amaçla içilen türk kahveleri bir de Diyarbakır yöresinin ellerinden çıkan semusekleri yemek çok çok güzeldir. Kısa zamanda bir Güney Doğu turu düzenleyip yöresel yemeklere de doymak gerek. Hatta Maraş' a mutlaka ama mutlaka uğramak gerekir efenim. Neyse.

Eğer yine insanların anlam veremediğim bir özelliğinden bahsedecek olursam , o da birini başkasına karşı doldurma eylemidir.. Bu ne acizliktir ki bir insan bir diğerini 3. şahıs hakkında doldurur ve sonra mutlu olur?! Bu gibi olaylar bir kaç defa başıma gelmiştir, hepsinin sonunda da gerçekler ortaya çıkar ve ben aklanırım. Hayır da o kadar mı düştünüz, o kadar mı eziksiniz yapacak başka hiçbir işiniz mi yok da insanları doldurarak zaman geçirmektesiniz? Gerçi dolduruşa gelip hareket eden insan da bir o kadar ilginçtir de neyse.. Bunun gibi eylemler karşısında çok asileşir, kızarım haberiniz ola.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder