Odam yazın 40 derece civarında oluyor. Kışın da soğuk oluyor, yani hiç bir avantajı yok bu odanın lan! Taşınacağım ben. Bu odada sıcaktan pişerek ders çalışmak ise o kadar büyük bir eziyet ki.. Üstüne de yan arazide çalışan makinaların sesi ve inşaat işçilerinin büyük bir coşkuyla söyledikleri parçalar. "Komple komple tikiyiz" parçasıyla uyanmak zorunda mıyım ben peki? Evet. O makinalar da sanki beynimin içinde çalışıyor, anlamadım gitti. Günümün tek güzel kısmı, arkadaşlarla gidilen Dominos' ta yenen pizalardı. Bak o güzeldi işte.
Odam o kadar ama o kadar sıcak ki, uyurken duvara yapışıyorum? Siz de yapar mısınız? Biraz olsun serinlemek için hani duvara sarılarak uyumak. Buz gibi oh. Aksi taktirde uyumak pek mümkün değil zaten burada. Hatta yastıklarımla kavga ediyorum, hepsi beni bunaltıyor falan uyandığımda çarşafım bile yere atılmış oluyor. Böyle bir insanım ben.
Bugün öyle bir an oldu ki, ailemin ne kadar sportif olduğunu fark ettim. Babam dışarı yürüyüşe çıktı, annem koşu bandında yürüyordu, kardeşimde voleybola yazılabilmek için sızlanıyordu annemin başında. Bir baktım herkes spor için uğraşıyor, ne güzel ne güzel lan! Aferin bize o zaman.
Biz kızlar kötüyüz blog. Yani yeri geldiğinde dişiliğimizi çok güzel kullanabilen karşımızdakini parmağımızda oynatabilen yaratıklarız(akıllı davrandığımız, karşıdakine yem olmadığımız sürece). Bununla övünüyor muyum? Hayır. Ancak bazen karşıdakine hiç acımamak gerektiğini, karşıdakinin bunu hakkettiğini biliyorum. Biliyorum işte. Yahut da vicdan azabı çekmeyeyim diye mi böyle düşünüyorum yoksa? İşte çelişkiye düştüm şu dakika. Neyse.
İspanya'dan sonra ilk defa burada Red Bul içtim. Tadı çok kötü geldi, halbuki İspanya'daki çok güzeldi de iki tane art arda içmiştik, sonra da kanatlanmıştım ben lan. Bu kanatlandırmadı bile, peh. Demek içeceklerin bile tadı değişiyor ülkeden ülkeye azizim. İlginç.
Ya o zaman şu sınavlar bitsin 24 Haziran gelsin ve ben güneş, kum, deniz üçlüsüne kavuşayım! Gel 24 Haziran gel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder