19 Mayıs 2010 Çarşamba

Sevgili Günlük,

1998-2007 yıllarımı tam beş tane günlüğe sığdırmışım. Çok deli günlük tutardım o zamanlar,ta ilkokul 3. sınıftan lise 2'ye kadar uzanan yıllar.. Orta okul yıllarıma döndüm ve güle güle öldüm yazdıklarıma. Nasıl saçma sapan muhabbetler yapmışım! Değiştim mi peki sence blog? Hahaha.

Ama okudukça, hayatımda nelerin nelerle, kimlerin kimlerle yer değiştirdiğini farkettim. Mesela benim bir zamanlar iç mimar ve yazar olmak istediğimi biliyor muydunuz? Ben bile bilmiyordum; ama öyle yazmışım.

" Sevgili Günlük,
Ben karar verdim hem iç mimar hem de yazar olacağım; çünkü yazmayı çok seviyorum"

O zamanlar sadece yazı yazan insanların 'yazar' olduklarını sanıyordum her halde. Yoksa hiç de oturup ciddi ciddi yazar olmayı düşündüğümü hatırlamyıyorum. Gerçi şarkıcı ve dansöz olmak istemiştim hatırlıyorum; fakat bu meslekler de toplum ve özellikle babam tarafından hoş karşılanmamıştı. Eh kim kızının dansöz olmasını ister yahu?! Ancak asıl olay şurada; tamam iç mimar veya yazar olmak istemişim ama aslında sürekli ingilizce derslerinden ve ingilizce öğretmenlerimi ne kadar sevdiğimden bahsedip hatta bir ara günlüğü ingilizce yazmaya başlamışım. İşte belliymiş benim mesleğim 9 yaşlarımdan beri.

Sonra arkadaş kavgaları ve aşık olduğumu sandığım arkadaşlarım ki bunlardan en önemlisi Mü'dür. İlk reddedilmemi yaşattığı için ona burdan sevgilerimi yolluyorum. Gençliğimle oynamışsın, psikolojik sorunlarımın temelinde belki sen varsın.(!) Ancak şunu bilesin Mü, eğer o zamanlar beni reddetmeseydin bizim şu anda böyle bir dostluğumuzun olması pek mümkün olmazdı. O yüzden kendini suçlu hissetme sakın. Böylesi çok daa güzel be Mü'cüm.

Her gereksiz bilgiyi vermişim defterlerimde, her gereksiz ayrıntı o zamanlar çok büyük gelmiş gözüme.. Lise 2 zamanlarıydı ki artık vazgeçtim günlüklerden ve hepsini kaldırdım dolabıma. İşte böyle arada çıkarıp defterlerimi, zaman makinası misali onlarla geçmişe gitmek çok hoşuma gidiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder