Ne kadar güzel gülüyorsun sen öyle? Nasıl da küçük bir çocuk gibi heyecanlı heyecanlı konuşuyorsun? Sen konuş durma hiç, konuş ben dinleyeyim.. Sonra kahkahalara boğuluruz seninle, oturduğumuz kafenin koltuklarında. Gülmekten karnıma ağrılar girer benim mesela. Bu arada çok uzun zamandır böyle güldüğümü hatırlamıyorum bak. Sonra ise.. senin parmaklarınla benim saçlarımı aynı karede hayal ettim, hisler ve duygular hayal ettim.. Neden hayal ettim bütün bunları şimdi?
Romantizmin doruklarına ulaşmam nedendir gece gece? Bilmiyorum. İçesim de var mesela. Çok değil bir bira yeter şu an. Müzik ve bira evet. Bu halim beni korkutmuyor değil. Bu tarz düşüncelerim bir hayli zamandır olmamıştı, şimdi heyecanlanmak, hayal kurmak sonra o hayallerin yalan oluşunu bir bir izlemek falan.. "Ne gerek var?" diyor insan bazen üşenip ama gizliden gizliye hayal kurmaktan da alamıyor kendini biliyor musun? Tabi ki biliyorsun.
Detayların gizemli dünyasında kayboluyorum bazen, şöyle bir dolanıp sonra geri dönüyorum. Şu küçük ama önemli tesadüfler çok ilgimi çekiyor mesela. Evet hep böyle ıvır zıvır işlerle uğraşıyorum, yanılmıyorsun. Ha mesela bir de bu güne kadar hiç bahsetmediğim ancak iki yıl gibi bir süreyi kapsayan tarih takıntım.. Msn'de her gün tarih yazardım ben eskiden. Lise 2' de başladım ve üniversite 1.sınıfta terkettim bu takıntımı. Tarhilerle çok içli dışlıydım, her günün ayrı bir önemi vardı benim için. Aslında lise 2 de bir geri sayım sonucu başladı her şey. Tarih yazarsam günlerin daha çabuk geçtiğini fark edip mutlu olurum diye düşünmüştüm. Sonra geri sayım bile bitti, üstünden bir çok geri sayım geçti. Hatta geri saya saya elimizde hiçbir şey kalmadı. Geçen sene birden bire artık çok sıkıldığımı fark ettim tarih takıntımdan ve kesinlikle terk ettim onu. Ben öykümsü, tarih takıntım vardı ancak geçen sene kurtuldum, teşekkürler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder