12 Mayıs 2010 Çarşamba

non-adult

Çocuklarız biz hala. Top oynadıktan sonra annelerimizin "Terlisin hasta olacaksın yine!" dedikleri çocuklarız. Heyecanlanmak için çok büyük olaylar beklemeyen bazen kahkahalarını tutamayan saatlerce gülen çocuklarız. Hep böyle kalalım olur mu? Büyümeyelim!

Bedenen ne kadar büyüsek de ruhumuzda saklıyoruz çocukluklarımızı. Onlar bizi terk etmedikçe kolay olacak yaşamak, koşuşturabileceğiz bahçelerde. Ne zaman ki farkediyorum, şu oturduğum sitede üç sene önce her akşam oyun oynamak için zorla izinlerimizi alıp bahçeye çıkan biz, artık "Yok ya bu akşam da oturayım evimde" deyip bilgisayar erkanlarında kaybolmayı seçiyoruz saklambaç oynamak yerine, o an üzülüyorum işte. Yahut dışarı çıkıyorsak da şu her zaman özendiğimiz 'yetişkinler' in yaptıkları gibi önemli meselelerimiz hakkındaki muhabbetlere dalıp yine asıl hayatı yaşanır hale getiren oyunlarımızı bir kenara atıyoruz. Ama bugün anladım, içimizdeki çocuklar bizi terk etmemiş; hala zamanımız var top peşinde koşturmak için.

"Sayılmasam kaç olsam,
Toprakdaki güç olsam,
Aptal gibi suç olsam,
Yine de oynar mısın benimle?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder