Büyüyorum. Eğer babam bile benim bir iki sene sonra başka bir eve taşınma ihtimalimi, bu yaşta erkek arkadaşımın olma ihtimalini normal karşılıyorsa, evet büyüyorum ve ailem bunun farkında demektir. Ne mutlu bana! Normalde babamla pek böyle evmiş,sevgiliymiş, evlilikmiş(!) konuları konuşulmaz. Onla daha çok derslerim, kariyer planlarım sınav notlarım üzerine geçerdi muhabbetler; ancak bugün nasıl bir erkek arkadaşı seçmem gerektiği ve mesela evlenince anne babadan uzak oturmak gerektiği konusunda bana öğüt veren bir insan buldum karşımda. Yoksa bu insanlar benden sıkıldı da beni evden mi atmaya çalışıyorlar lan bir saniye!? Sanmam ama, sadece düşünmeye başlamış babam. Artık 20li yaşlara girdiğimin farkında demek. Tebrik ettim kendisini.
Kötü olaylar üst üste geldiğinde bir isyankarlık söz konusu olur ya hani, iyi olaylar üst üste geldiğinde ise yeterince sevinemeyip her an her şey bozulabilirmiş gibi hissediyorum. Hayatımdaki her öğenin mükemmel olması gibi bir durumun söz konusu olamayacağı bilincinde olmaktan mı kaynaklanıyor bu kaygılı insan profili acaba? Bilemedim şimdi. Yavaş hareket etmek istiyorum, adımlarımı sağlam atıp uçurumlardan yuvarlanmak istemiyorum. Sanki düşme hakkım sona erdi, hata hakkım kalmamış gibi. Bir bilgisayar oyunundaymışım da son canımı kullanıyormuşum gibi bir tedirginlik bu bendeki. Bu sefer elime yüzüme bulaştırmadan bir önceki yanlışlarımı da yinelemeden yapmak istiyorum bir şeyleri. En azından deneyeceğim.
Bugünkü selamlarım aynı restaurantta yemek yediğimiz Redd grubuna gitsin o zaman! Yanımdaki masada oturduklarını görünce "Perşembe geliyorum ha, bekleyin beni." dememek için kendimi zor tutmuş olsam da pek bir sevimli geldiler gözüme. Redd! Bir başka onlar..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder