21 Mayıs 2010 Cuma

Neye Niyet, Neye Kısmet.

Bir hafta sonuna daha gelip salı günü olacak son dersimi de saymazsak okulları kapattık bu sene de. Şimdi finallere çalışma zamanıdır arkadaşlar. Ya bir haftası daha var onların acelesi yok. Bir yumurta kapıya dayansın hele, dur.

Almanca derslerinde fazla bir aktif olduğumu farkettim. Tamam gerçekten çaba sarfediyorum almanca öğrenmek için, hani madem o derse girmeliyim en azından öğreneyim değil mi? Ama dünkü hareketlerim artık sınırı aştı bence. Almanca hocam sağolsun beni çok sever; ben de onu harbi teyzem gibi severim. Ben onun laflarıyla falan alay ederim o da bana güler, böyle bir ilişkimiz var bizim. En önde oturup biraz inek imajı çizdiğim ise yalan değildir. Halbuki dün bir ara çok sıkıldım ve kafamı koyup uyudum, teyzem bana "Ne zaman uyanacaksın Öykü?" diye sorunca da "Bir ara uyanırım hocam" deme yüzsüzlüğünü göstermiş bulunmaktayım. Ancak bugün öyle ilginç bir diyalog yaşandı ki.. Son almanca dersimizdi ve ben artık aynı egzersizlerden çok sıkılmıştım biran önce bitsin diye bütün soruları cevaplamaya hatta soruları sordurmadan cevaplamaya başladım, inanın tek derdim sıkılmış olmamdı ders bitsin istiyordum. Kadın birden durdu ve "Aferin Öykü, gerçekten erasmustan sonra almancaya iyice çalıştın ve başardın" dedi. Neyi başarmıştım? Gerçekten çalışmış mıydım? Ben kimdim? Sonra sınıfa dönüp "Bakın, Öykü ne kadar çalıştı ve geliştirdi kendini almancada, eğer sınavdan iyi bir not alırsan benden sana hediye Öykü!" diye buyurdu. İşte rezil olmuştum. İlkokul ve lise yıllarımdan sonra üniversitede de 'inek' damgası yiyeyecektim. Neye niyet neye kısmet.. Ben ders biran önce bitsin kurtulayım istedim; birden bire çalışkan bir öğrenci oldum. Hayat bazen ilginç.

Bugün tramvayın ispanyolca konuşan insanlarla dolu olması beni çok mutlu etti. Yanımda oturan ve ispanyolca konuşan bir kadına fırsattan istifade, "İspanyol musunuz?" diye sordum. Meğer Kolombiyalılarmış. Hiç farketmez, her ispanyolca konuşan benim kardeşim lan. Bir kaç muhabbetten sonra gitti benim Kolombiyalılar.

Sonrası spor salonu rutinleri ardından anneyle Kadıköy'de yapılan alışveriş ve Moda'da yapılan yürüyüştür. Bir ara yağmurun serpip toprak kokusunun yayılmasıyla da Kadıköy daha bir güzelleşmiştir. Moda'yı mekan, yer olarak seviyorum güzel ama insanlarını da bir o kadar severim. Moda insanı huzurludur, genellikle yaşlıdır ve köpekleri vardır hatta sabah benim uyuduğum saatlerde yani 6,7 gibi o köpeklerini yürüyüşe çıkartırlar yani sportiflerdir, gençleri ise oldukça moderndir ve samimidir.

Hafta boyunca beni aramamış olan İksv'ye kırıldığımı bildirmek isterim. Gerçi aranmamış olmam iyi mi kötü mü emin bile değilim. Hem haziran ayında zamanım çok dar hem de bildiğiniz üzere İksv teyzesi laf ve hareketleriyle geçen hafta beni baya korkutmuştu.

Şimdi önümüzdeki finalleri güzelce bitirmek,24 Haziranda İspanyolca kursunun sınavına girip sınıf geçmek, 24 Haziran gecesi ise İzmir' e doğru yola çıkıp Alaçatı'da sakin, huzurlu bir yaz tatili geçirip güneşte yanıp daha da bronzlaşıp bolca yüzmek gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder