29 Mayıs 2010 Cumartesi

İşte güneş. Hiç batmadı ki..

Caddebostan sahilinde elinde uçan balonuyla koşan 19-2o yaşında bir kız. Evet, ben. Sonunda yıllardır istediğim uçanbalonuma kavuştum, mutluyum. Sahilde uzaktan baloncuyu görünce koşmaya başladım, yetişmem gerekiyordu. Adamın yanına vardığımda nefes nefeseydim ki o da şaşırdı zaten 20 yaşında bir kızın, uçan balon almak için koşarak soluk soluğa kalmasına. Haksız da değildi hani. Peki ben bunu umursuyor muydum? Hayır. Hatta uçan balon aldığımı duyan benden 5 yaş küçük kardeşimin " Kaç yaşındasın sen ya?" diye sorup; ama balonu görünce de "Ay çok şekermiş buu!" demesi pek bir hoştu. İçinizdeki çocuğun çıkmasına izin verin lan, güzel oluyor valla bak!

Caddebostan pek sık gittiğim bir yer değil. Ama sahil güzel, insanları güzel. Moda' nın yerini tutmasa da güzel işte. Özellikle sabahtan beri ders çalışıyorsanız akşam üstü 6 gibi falan sahile inip yürüyüş yapmak çok güzel olabiliyormuş, aklınızda buluna.

Rüyamda babanemi görmem ve kavga etmeme ne demeli? Babanemi yaklaşık bir yıldır görmedim ve inanın gün içinde babanemi düşünmüyorum, yahut yatmadan önce son düşündüğüm insan babanem olmuyor. Ben zaten bu bilinçaltımı çözerse biri ona ödül vereceğim. Öyle abuk subuk insanlarla uğraşıyorum ki rüyalarımda! Ve bu insanlar düşündüğüm insanlar olmuyor, kafama takılan insanlar olmuyor; ancak bilinçaltımdan fırlayı veriyorlar. Anlayamadım ben bu işi.

İnsanın bir an kendini çok güçsüz hissedip zaaflarına yenilmesinin kötü sonuçlarını milyonlarca görmüş biri olarak,dün gece kendimden korktuğumu farkettim blog. İnsan bazen tutunacak birini bulamadığında eskiye dönüp bir bakıyor ve işte her şey o ana bağlı. Ya kendinize gelip zaafınıza kucak açmayacaksınız yahut da zaafınızın kucağına hop diye düşeceksiniz, karar sizin. Anlık güçsüzlüklerin esiri olup hatalar yapmak istemem, istemem, istemem. 4o kere söylersem belki olmaz ha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder