Günlerim spor+ders şeklinde geçmekte.. Onun haricinde ne dışarı çıkmaca ne herhangi bir şey. Bugün sporda kardiyoya ek olarak fitness bölümüne de başladım. Kol,bacak karın çalışmaca. Tam mekik çekerken spor hocam, "daha fazla karın çalışmak ister misin?" diye sorunca sazan misali atladım "evet!evet!" diye. Atlamaz olaydım.. Gittim karın çalıştıran hocanın olduğu yere. Baktım insanlar çalışıyor falan hoş güzel, "ben de yaparım yea ne olacak!" Evet ne olduğunu gördüm, şu an bacaklarım, kollarım ve karın kaslarım çalışmıyor. Şu yazıları zor yazıyorum yani, kollarım titriyor. Meğer benim için biraz(!) fazla imiş o çalışamalar. E be adam, canımı çıkardın yani! Neymiş?Bir daha öyle her sorulan sorua "evetevetevet" diye atlamak yokmuş.
Ders çalışacağım diye oturup, daha önce hiç görmediği bir insanla buluşma ayarlayan bir insanım ben blog! Var mı daha ötesi bunun!? Bazen kendime şaşıp kalıyorum. Kimsin ya sen diyorum.Öykü'ye ne yaptın, o nerde diyorum.Cevap alamıyorum uzun bir sessizlik oluyor falan, vazgeçiyorum. O arkadaş alınmasın tabi ama o da biliyor bu konuda ne kadar gergin olduğumu. Ama yok bu defa caymak falan valla bak.Söz verdim bir kere.
Geceleri ders çalışmayı severim bilirsin. Yok, güneş varken çalışamıyorum. Güneş batacak anca öyle geçeceğim masanın başına. Hatta gece 12yi geçti mi, evdekiler yattı mı daha bir tatlı geliyor ders çalışmak. Öyle zorlana zorlana olmuyor. Gerçi çalıştığım konular güzel belki ondan sevdim ben bu işi. Çeviri kuramları, realizm, romantizim vs. Okuması güzel konular kısaca. Ama ben asıl haftaya görüşmeye gideceğimiz, ispanyolca kursumun başlamasını dört gözle bekliyorum. Te quiero la lengua Española!
Hayatın güzelliklerinin küçük,gizli detaylarda olduğuna inanırım. Belki ayrıntılara takıntılı bir şekilde önem veriyorum, emin değilim ondan. Yollarda geçiyor günlerimiz ve o yollarda aslında dikkat etmediğimiz bir çok güzellikle karşılaşıyoruz. Ne bu Polyanacılık mı oynuyorsun demeyin sakın. Bu böyle. Hayat detaylarda gizlidir. İnanın bana. Mesela bugün kaldırımda bekleren beyaz sakallı, kulağında kulaklıkları ağzında piposu olan dede gibi. Hani Çılgın Bediş vardı birzamanlar(hastasıydım) Bediş'in dedesi gibi bir tipti adam ama çok hoştu. "Dedeciğim" diyerek sarılmak istedim adama bir an o kadar yani. Ya da otobüs şoförünün o gün insanlara gülümsemesi gibi.(İnanın çok sık karşılaşabileceğiniz bir durum değildir)Moda'da bankta otururken simidinin yarısını kuşlarla paylaşan annem gibi. (Ben paylaşmam mesela hepsini kendim yerim nihaha) Bunun gibi güzellikler hayatı yaşanabilir kılıyor. Bu detayların farkına varabilseydik, her şey daha bir kolay olurdu bence..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder