Kalabalık! Bu şehir haddinden fazla kalabalık.Her yer insan dolu. Kadıköy,Taksim,Beyoğlu... Yaşlı,genç,çocuk.. Üstüme üstüme geliyorlardı bugün. Yürümekte zorlanıyordum aralarında. Ne kadar da çoklar! Yürümek hiç bu kadar zor olmamıştı sokaklarda. Yürümekte zorlanırken bir de yüzlerine bakıyorum insanların, hepsi ne kadar farklı. Belli, hepsinin ayrı bir öyküsü var. Ağlayan bir kız geçti. Kahkaha atan süslü kadınlar sonra sırf karı kız kesmek için sokağa çıkmış laf atıp duran adamlar, şu garip giyinimli ergen emolar vs. Kimbilir onlar bana ne diye bakıyorlardı? Ya da beni gördüler mi ki acaba? Sanmıyorum.
Oviedo ne kadar sakin, ne kadar huzurlu bir şehirdi öyle. Zaten hani tipik insanlar vardır 'arkadaş ben emekli olunca şöyle sakin huzurlu sessiz bir kasabaya, ya da güneyde bir yere yerleşip domatesimi yetiştireceğim.' diye konuşurlar. İşte ben onlardanım! Emekli olmayı da beklemeyeceğim, yeteri kadar param olduğunda(o 'yeteri' kelimesini hiç sevmedim) ya gidip İspanya'ya yerleşeceğim ya da harbiden Ege olur Akdeniz olur o bölgelerde ev alıp huzurlu bir hayata merhaba diyeceğim. Hayatımı bu gürültü içerisinde geçirmek istemiyorum. Neyse daha yıllar var bu hayalin gerçekleşmesi için.
Haliyle turist kaynıyor bu mevsimde İstanbul. Alman,İspanyol ne ararsan var. Vapur iskelesinde İngilizce konuşan biri arayan Alman görünce annem beni adama ittirdi resmen konuşayım diye. Canım annem yapar bazen böyle şeyler. Neyse adam tarihi mekanlar arıyormuş yardım ettim anlattım bir kaç bir yer. Tabi Almanca konuşamadığımdan İngilizce anlaşıyoruz da adama 'evet' diye cevap vermek isteyince, 'si,yeah,ja' demelerim de neyin nesiydi!? Kaç kere 'si'dedim adama yahu. Yarım yamalak bir sürü dille uğraşınca insan böyle oluyor sanırım; az olsun ama tam olsun olacaksa. Beyoğlu'nda ise telefonla konuşurken 'Hombree' diye bağıran kadının önünden geçerken 'aaa İspanyol!' diye bağırmalarım.. Sanki hiç görmemişim hayatımda. Bazen garip hareketlerde bulunup kendimden utanıyorum yahu. Ünlü görünce de bağırmalarım ünlüdür benim. Bir arkadaşım vardı, yolda yürürken bir ünlü görsek anca adam geçtikten sonra 'bilmemkim geçti gördün mü?' derdi. E canım arkadaşım zamanında söyleyeydin de göreydim değil mi? Ama adam biliyor ben o ünlüyü görünce ne heyecan yapıp salakça davranacağım falan. Devir 'cool' olma devri azizm. Cool olunuz lütfen.
Bugünün asıl amacı Ankara'dan gelen kuzenimle vakit geçirmekti. Çok severim ben kendisini. Çok şenşakraktır. Muhabbeti hoştur, eğlenir ve eğlendirir. Zaten yazın beraber tatil yapma hayallerimiz ve planlarımız da beni çokça eğlendirdi bugün. Umarım gerçekleşirler. Ben mutlu insanları seviyorum blog. Yani hayır demiyorum ki adamın bir derdi varsa bana gelmesin falan, öyle sırf iyi gün arkadaşı değilimdir tabi, ama hani kronik mutsuzluk hastalığına yakalanmış sürekli dert yanan insanlar vardır ya, ben onları sevmiyorum etraflarını da mutsuzlaştırıyor o insanlar. Ben mutlu insan severim arkadaş.Nokta.
Vücudumda hissettiğim alkok ihtiyacı had safhada. Bugün annemin ve babamın bira içmesi benm ise kola içip onları yan gözle kesmem son nokta oldu. Baba yanında içememek en kötü bir şey bence. Saygı falan muhabbeti işte, eh peki ozaman. Ancak vizeler biter ve ben kendimi elimde skoll'um ve cipsimle yanımda Körü ve Üstün ile Moda'da bulurum. Hayal budur ve en yakın zamanda uygulanacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder