10 Nisan 2010 Cumartesi

Peki ya ucundan bile tutmasak?

Vize bitiminin ardından uzun bir süre de içmemiş olmanın verdiği heyecanla soğuk soğuk içilen bira.. oh. Huzura erdi ruhum sanırsam. Mutluluğu buldum o an. Tamam abartıyorum, artık benim iyice bir alkolik olduğuma inanacaksınız. Hayır değilim. Geçen gün de öğle dedim çocuğun tekine. Bu facebook'un saçma sapan olan ancak yine gaza gelip katıldığım gruplarından birinden bir çocuk çıktı geldi.. Grubun adı 'Alkolizm' tamamen geyik amaçlı kurulmuş bir grup kendisi. Neyse efenim, bu ismini vermek istemediğim arkadaş bana 'Gerçekten alkolik misin? Yoksa geyik için mi girdin gruba?' diye mesaj atmış, ben de cevapladım'Hayır alkolik değilim' diyerekten. Meğer bu arkadaş 2 yıldır alkolizmle mücadele verip kendine de bu yolda bir arkadaş aramaktaymış; ancak ben o arkadaş değildim tabi. Böyle garip şeyler oluyor bazen.

İnsanın prensiplerini çiğneyip geçmesi, bazen bile bile yapılan bir yanlıştır. Evet, evet bazen bile bile yanlışlar yaparız hani annemiz aslında "yapma çocuğum" demiştir. O "yapma" dedikten sonra artık daha çok yapasımız gelir.Heh işte tam olarak ondan bahsediyorum.

Yaramaz bir kız çocuğu gibi hissediyorum.Bile bile yanlış yapmak şu anda çocuk oyuncağı gibi gözümde. "Amaan ya n'olacak" cümlesini pek sık kurmam ben, bana kalsa "çok büyük, kötü şeyler olacak" diye gider o cümle. Biraz değişip rahat-mış gibi yaşamak istiyorum mesela. Sonra üzülmek de istemem, geçmişimden pişman olmak pek tarzım değildir mesela. Geçmişimi de sevmeyi bilirim. Gelecekteki olaylara şüphe ile yan yan tehdit edervari bakarken geçmiştekilere daha bir sempatiyle daha bir Polyana gözüyle bakarım. Geçmişle barışık olmak önemlidir benim gözümde ve geçmişte halledilmemiş durumlar varsa insan geleceğe geçemez bir türlü, aklı geçse kalbi geçmez kalbi geçse aklı geçmez falan. En iyisi hep birlikte geçmek değil mi ama parça pinçik takılmaya ne gerek var. haha.

İspanya'dan dedikodu haberleri gelirken, ben bilgisayarımın karşısında eskiden benimde içinde var olduğum oyuncak bir dünyayı izliyorum sanki. Oyuncak gibi insanlar. Oradaki hayat şu anda benim için eski bir oyun gibi. Ne garip. Geçen dönemki ortamımızın bozulmuş olması, bazı kavgalar, tatsız durumlar, yeni filizlenen ilişkiler.. Yine iyi ki şu anda sağ salim, huzurlu evimdeyim dedirten durumlar kısaca. Orada olsaydım tamam belki daha 'eğlence' dolu ancak bir o kadar da zor olacaktı hayat. İnanın şu anda ev arkadaşı sorunları olmadan sakin, sessiz evimde oturuyor olmanın huzurunu hiçbir şey veremez.

S.A ile yapılan muhabbetler güzeldir, çünkü farklıdır. Bence S.A sıradan bir insan değil. Uyuz, garip ve dürüst bir insan. Hayata dair cevaplamayı çok sever, siz sorun o cevaplasın, güzel cevaplar hem de. Bana kalırsa o, 'ucundan tutarak' yaşama felsefesinde uzmanlaşmış, bu yaşam şekline alışmış bir insan evladı. Şu benim hep bahsettiğim olmak isteyip de olamadığım insan belki de S.A. Bilemedim şimdi. Ancak, Körü'nün de dediği gibi kişilik meselesi bu, ben hiçbir zaman öyle biri olamayacağım. Ben öyküyüm işte öykü olarak kalacağım.

Ve zaten anladığımız kadarıyla S.A'yla çektiğimiz acı oranımız da mutluluk-mutsuzluk oranımız da aynı, o zaman fark nerede ki? Hayat tarzı pek farketmiyor azizim, insanın içinde olacak mutluluk..MUT-LU-LUK.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder