26 Nisan 2010 Pazartesi

NET

Yalova'dan sevgiler getirdim size.. Ankara'dan iş dolayısıyla Yalova'ya gelen halam kuzenim ve yeğenimleydik, akrabacılık oynadık ve mutlu ettik kendimizi, evimize geri döndük sonra. En son feribota bindiğimizde 2oo9 yazıydı ve biz Marmaris'ten dönüyorduk. Garip bir tatil geçirmiştim. Gittiğimiz yer tam bir cennetti; ancak benim beynimle ve kalbimle çok sorunlarımın olduğu bir dönemdi. Hatta acı ama gerçektir ki annemin kullandığı, uyku haplarıyla geçirdim ben o tatilimi sakinleşebilmek için. Neyse ki bir süredir hayatımda kafamı, kalbimi bulandıran sorunlarım uykularımı kaçıran düşüncelerim yok. O yüzden geçen yazı çok iyi hatırlamıyorum, saçma dönemler, yapılan hatalar, İspanya'ya gidecek olmanın verdiği heyecan ve kaygı karışımı, net olmayan durumlar ve iradesizlikler vs.

İradesiz halimden hiç hoşnut olmuyorum, şu kendine güveni sıfır olan, sığınma iç güdüsüyle kararlarını veren Öykü'den. Oysa, bir süredir böyle değilim. 'Güçsüzlük' kelimesini çıkardım lugatımdan, birdaha istesem de kullanamayayım diye. Net değil de hafiften flu olan dönemler beni zorlar, canımı sıkarlar. Her şey net olmalı, belirsizliğe tahammülüm yok. Belirsiz bir durumla karşılaştığımda ne kadar değiştiğimi size anlatamam. Tanıyamadığım Öykü'lerden biri oluyorum o an. Olaylar net olsun, kafam rahat olsun ve kararlar biran önce verilsin isterim.

Üstümde hafiften bir yorgunluk var ama bu sıralar evet. Büyük sorunlar, sıkıntılar olmasa da insanlarla aram yine de hiçbir zaman mükemmel olmadı, olmayacak. Sanki sürekli bir kendimi kanıtlamaya, kötü biri olmadığımı anlatmaya çalışıyorum insanlara. Gerçekten böyle mi yapıyorum yoksa uyduruyormuyum şu an emin değilim; ancak insanlardan yana yorgunum. Bundan dolayıdır ki, yeni insanlara "Merhaba" demek oldukça zor geliyor. "Merhaba" desem, "Naber?" diyecek, "Naber?" desem başka şeyler söyleyecek diye korkuyorum. En iyisi hiç "Merhaba" ya başlamamak gerek diyorum. Belki de bu şekilde çok şey kaybediyorum, emin değilim.

Ama benim ilgimi çeken ve beni şaşırtan bir şey varsa o da şu olaydır; Ankara'da yaşayan orta okul arkadaşınız iki yıl sonra İstanbul'a gelmiştir ve buluşmuşsunuzdur. Kadıköy sokaklarında iki kişi yürürken, karşıdan gelen bir başka orta okul arkadaşı (ki bu insan da yine aynı arkadaş grubunuzdandır) ortaya çıkar. İki yıldan sonra ilk defa buluştuğunuz gün, yine çok sevdiğiniz ortak arkadaşla karşılaşmak çok ilginçtir. Ama ne kadar, ne kadar güzeldir!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder